Rekor bir oy oranıyla Manisa’nın Büyükşehir Belediye Başkanı olan Ferdi Zeyrek, 45.haftayı geride bıraktı. Bu süre ay olarak hesaplanır genelde. Fakat dünkü toplantıda 45 hafta esprisi yapıldı. 45 Rakamı Manisa için önemli. Ben de bu espri üzerinden ilerleyeyim. 

Baştan bir hak teslimi yapalım. Basının karşısına geçip, “Buyurun mikrofon sizde. Dilediğinizi sorun” diyebilmek her babayiğidin harcı değil. Bunu ilk kez değil, göreve geldiği günden bu yana her ay yapabilen Ferdi Zeyrek’i tebrik ederim.  
Belki de normal, doğal olanı bu. Ama pek göremediğimiz, pek karşılaşmadığımız için bizim için kıymetli. 

Dünya görüşümü az çok bilirsiniz. Zaten dünya görüşü olmayan, duruşu olmayan insandan şüphe duyun. Ben aslında siyasi yazılar yazan ancak siyasete uzak biriyim. Siyaset yapmayı asla düşünmedim. Her partiden olduğu gibi CHP’de de dostlarım, arkadaşlarım var. Onlarla zaman zaman tartışırız ülke meselelerini. Çoğu zaman anlaşamayız, bir noktada buluşamayız. Çünkü dünyaya, memlekete bakış açımızda farklılıklar var. Bu da gayet doğal. 

Fakat bir de genel geçer kurallar, davranışlar var.  Sizin gibi düşünmüyordur ama güvenilirdir. İşinin ehlidir. Veya değildir. 
Ferdi Zeyrek’in ilk 45 haftasını değerlendirirken, onu bulunduğu siyasi parti üzerinden mi yorumlayalım yoksa Manisa’nın şehre emini gözüyle mi değerlendirelim? 

Ferdi Zeyrek gerçekten şaşırtacak kadar tarafsız ve diyaloğa açık bir üslupla ilerliyor. Oy aldığı kitlede her görüşten insan var.   

Hemen herkesle konuşabilen, anlaşabilen bir mizacı varmış. Cengiz Ergün’le bile onca olan bitene rağmen gerektiğinde görüşüyor. Bunu kendisi defaatle söyledi. Ama o dönemi eleştiriyor da. Hem de bazen çok çarpıcı çok sert sözlerle…
Zeyrek’in ayarları bozulur mu, siyaset onu tipik bir partili profiline dönüştürür mü bilmiyorum. Zaman gösterecek elbette.   
Fakat ilk 45 haftada Zeyrek’in artılarının hatalarını örttüğünü gördüm. Yani bu pazar seçim olsa Ferdi Zeyrek yine kazanır. 
Bunu nasıl sağladı? Gücünü nasıl koruyor? Ve ikinci dönemi şimdiden neden istediğini ifade etti, açalım. 

Ferdi Zeyrek çok alışık olmadığımız ve bizi şaşırtan bir çoğulculuk yöntemi deniyor. Ve büyük risk alıyor. 
Belki doğru yapıyor, belki yanlış.  Ama öyle bir yöntem ki bu, karşı da çıkamıyor insan. Çünkü demokratik, çünkü “halk ne derse o” doğrusundan hareket ediyor.  

Kırmız yol konusu malumunuz. Ben şahsen araç sayısındaki korkunç artışı da göz önüne alarak kırmızı yol uygulamamasının kaldırılmasının geçici bir çözüm olduğunu, daha kalıcı çözümler üzerinde çalışılması gerektiğini savunmuştum. Ferdi Zeyrek bu konuyu halka sordu. Ankete katılanların yüzde 86’sı kırmızı yolu istemedi. Manisalılar belki de ilk kez çok önemli bir şehir meselesinde müdahil oldu hatta son kararı da onlar verdi. 

Birkaç gündür trafiğe bakıyorum, ciddi bir sorun görünmüyor.  Tersi dahi olsaydı Zeyrek’i kimse suçlayamazdı. 
Şimdi vatandaşa bir soru daha sorulacak. 14 mahallenin imar planında kat sayısını belirleyecek olan bir soru. Mini bir referandum yapılacak. Mahallelere sandık kurulacak ve vatandaşlar kendi kaderlerini kendileri belirleyecek.   
Bu görülmüş bir şey değil. 

Dün Ferdi Zeyrek bunu sıradan bir mesele tadında açıkladı. Normal şartlarda meclis belirler, kararı onaylar. İmar planı devreye girer. Hatta belki de olması gereken budur.  Ancak Zeyrek ve ekibi bunun bir fizibilitesini yapmıştır herhalde. Çünkü herkes yerindeki arasına 5 kat yaparsa, yol, yeşil alan, okul ve benzeri unsurlar nasıl olacak?   

Mini referandumdaki üç seçenekten biri yerinde 5 kat imar. Herkes bulunduğu arasına evini yıkıp 5 katlı bir bina yapabilecek. İkinci alternatif 7 kat. Birkaç parsel birleşince kat sayısı 7 olacak. Üçüncüsü ise site usulü ve 10 katlı…
Ferdi Zeyrek açısından böyle önemli meseleyi halka sormak belki çok riskli. Çünkü sonuçları imar açısından istenmeyen görüntülerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. 

Bir başka pencereden bakalım sürece…

14 mahalle yıllardır üvey evlat muamelesi görmüş. Kimse yüzlerine bakmamış. He geride, kenarda kalmışlar. Manisa’nın batısı almış başını gitmiş, bu mahalleler merkezde olmalarına rağmen halen imarsız, hatta bir bölümü tapusuz.   
Sonra bir belediye başkanı çıkıp diyor ki burada yaşayan insanlara; “Kaç istiyorsunuz? 5 mi, 7 mi, 10 mu? Si ne isterseniz öyle olacak.” 

Niyete bakın, samimiyete. 

Riskli sonuçlar da doğursa çoğunluk ne derse o olacak. Mahalleli kendi göbeğini kendisi kesecek. Bunun eleştirilecek yanından çok alkışlanacak tarafı daha ağır basmıyor mu? Mahalleli kendisini dikkate alan bir belediye başkan profiliyle belki de ilk kez tanışıyor. Dünkü toplantı tam da bu nedenle önemliydi. 

Ferdi Zeyrek, kırmızı yol uygulaması ve imar konusunda demokratik davranarak, samimi davranarak oyunu korumak bir yana belki de artırmıştır. 

Vatandaş; hal hatır soran, görüş soran, kendisiyle anket yapan bir belediye başkanının ne partisine bakar ne de dünya görüşüne. Nasıl yönettiğine bakar. 

Ve inanın doğru olduğu, doğru yaptığı sürece aday olmasa da zorla aday yapar, yine seçer.